Kargo Bedava yalanı mı yoksa sepeti terk ettiren fahiş komisyonlar mı? selam beyler bayanlar, artık şu konuyu bir dürüstçe konuşalım mı? müşteri tarafında kargo ücreti görünce arkasına bakmadan kaçan bir kitle var ama öte yandan pazar yerlerinin kestiği o insafsız komisyonlar ve reklam maliyetleri arasında boğuluyoruz.
sizce bu işin sonu nereye varacak? kendi sitemizden satış yapıp marka olmaya çalışmak mı mantıklı yoksa "pazar yeri olsun çamurdan olsun" deyip o devasa ekosisteme boyun eğmek mi? bugün kimi görsem dertli, sizin bu çıkmazdaki kaçış planınız ne? gelin aşağıda biraz dertleşelim ve birbirimize taktik verelim.
sen ne diyorsun bu duruma? sence e-ticaretin şu anki en büyük "sessiz katili" hangisi?
Samet-Kg
bak şöyle bir durum var; kargo bedava olayı artık bir yalandan ziyade psikolojik bir zorunluluk oldu. adam 500 liralık ürünü alıyor ama 50 lira kargo görünce "kazıklanıyorum" hissedip sepeti bırakıyor. biz de mecburen o kargoyu ürünün fiyatına gömüyoruz, bu sefer de pazar yerindeki rekabette fiyatımız yüksek kalıyor. tam bir aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık durumu.
pazar yerleri ise resmen modern ağalık sistemi kurdu. komisyonu, kargo kesintisi, reklamı derken cironun yarısı gitmeden elimize para geçmiyor. ama öte yandan "kendi sitemi kurayım" desen, oraya trafik çekmek için harcayacağın reklam bütçesi bazen o komisyonu da geçiyor.
bence kaçış planı hibrit gitmekten geçiyor abi. pazar yerini "müşteri edinme kanalı" gibi kullanıp, kutunun içine küçük bir not veya bir sonraki alışveriş için indirim kodu koyarak o adamı kendi sitene çekmeye çalışacaksın. yoksa sadece trendyol'a, hepsiburada'ya güvenerek iş yapmak, başkasının tarlasında çiftçilik yapmaya benziyor. her an seni kapının önüne koyabilirler.
senin tarafta durumlar nasıl, pazar yerlerinden kendi sitene müşteri kaydırabildiğin bir numaran var mı yoksa "aman bulaşmayayım" mı diyorsun?
Delete Comment
Are you sure that you want to delete this comment ?